|
SON DAKİKA
Ah Rize(m)
Erdal ŞAHİN erdalsahin52@gmail.com
Yeşil ve mavi sevdasının dört mevsim canlı kaldığı Karadeniz’in şirin kenti. Yeşilin her tonunun bir arada ahenkle buluştuğu, Kaçkarların eteklerine serilmiş, kara gözlü sevgiliyi seyreden Ayder’in ve Anzeri’n kenti. Zirvelere hasret insanlara, doruklarında heyecanın son demini hissettiren Kaçkarların memleketi. Kaçkarların bağrından doğan, hakkında türküler yakılan, kemer köprülerle süslenmiş, yeşillerin arasından süzülüp akan, kano ve raftingcilerin sevdası Fırtına Deresi’nin beşiği. Beyaz gelinliğini giydiğinde sevdasını başına taç yapan, sevdalılarına geçit vermeyen Ovit’in kenti. Tulum ve kemençenin sesine kendini bırakıp içindeki özgürlüğünü müzikle özdeşleştiren, durağanlığa meydan okuyan kıpır kıpır kalplerin diyarı. Hayatıyla, diliyle, özüyle kendine has özellikleriyle fıkra insanlarının memleketi.
Karadeniz turuna çıkanların bir kez daha görmek istediği, yeşilin ortasında sıcak çayını yudumlarken mavi gözlü güzelin sevdasına kapıldığı Rize(m). Toprağın hasretini gideremediği yağmurun şehri. Sırma saçlı güzelin ara sıra göz kırpmasıyla mutluluktan havalara uçan ve bu sevinçle bağrından bereket akıtan Rize(m). Altından şifa fışkırtan sıcak suların kenti. Üstünde uçanların deva dağıtıkları bal şifalı kovanım. Atmacanın diyarı, hamsinin ve Çayın başkenti. Ah güzel Rize(m). Biz bağrında yaşayanlar senin bu güzelliğine, bu sevdana, yeşiline ve mavine sahip çıkamıyoruz. Biz senin doğal güzelliklerini yok ediyoruz artık. Sevdalılarına güzel örnek olamıyoruz. Sana sevdalı gönülleri kırıyoruz, üzüyoruz, acıtıyoruz… Biz kimi zaman sana layık olamıyoruz Rize(m). Caddelerinde rahat yürüyemiyoruz. Kaldırımlarında taht kurmuş insanlar arasında zikzaklar çizerek yolumuzu bulmakta zorlanıyoruz. Kızlarımız ve kadınlarımız, kem gözlerin baskıları altında rahat yürüyemiyor kaldırımlarında… Dillerden dökülenleri duymamak için hızlı yürümek yetmiyor artık, kulaklarını kapamak zorunda kaldılar. Ah Rize(m), şirin mi şirinsin ama çocuklarımız senden korkmaya başladılar. Çünkü dört duvar arasına hapsolmak zorunda kaldıklarından senin şirin yüzünü göremiyorlar. Apartmanlarının bahçesi yok, oyun oynayacakları alanları yok . Senin doğal güzelliğini bizler yok etmeye başladık. Apartmanlarımızda park yeri olmadığı için caddelere park ettiğimiz araçlarla çevre kirliliğine sebep olduk. Trafik kurallarına uymadık. Yayaya yol hakkı tanımadık. Bencil düşünerek yolda üstünlük hep bizde sandık. Güzelliğine tutulup yollara düşenler, doğal güzelliklerinin içinde seninle hasret giderenler, ayrılırken biraz kalpleri buruk ayrılıyor . Sana esnafını şikayet ediyorlar. Medeniyetten önce parayı görmüşsün diyorlar Rize(m). Artık bu şehirde saygı ve sevgi bekliyorlar… Ama her şeye rağmen Rize(m), sen bu diyarlarda bir başkasın. Sana layık olamasak da Rize(m), bu diyarlarda atan kalpler sana sevdalı. Erdal ŞAHİN Yükleniyor...
|
![]()
|